Okuryazar / Yazılar / Dr. Kemal'in binemediği Kiyarüstemi'nin asansörü… yazısını görüntülemektesiniz.

Bu bölümde yer alan yazılar Okuryazar üyelerinin; profillerinde, çeşitli kategorilerde yazdıkları bireysel yazıları, deneme, şiir, öykü, makale, bilimsel araştırma vb. tarzda yazdıkları yazılar ile oluşturulmaktadır.

  • Yazar: Hilal Özdemir
  • Kategori: Sinema
  • Bu yazı Okuryazar’a 1 ay önce eklendi ve şu anda 0 Yorum bulunmaktadır.
  • Gösterim: 148
2 kişi bu yazıyı beğendi
Beğen
Dr. Kemal'in binemediği Kiyarüstemi'nin asansörü…

Dr. Kemal'in binemediği Kiyarüstemi'nin asansörü…

Türkiye'de siyaset hep çok kaotik, gerilimi yüksek bir alan. Toplumun siyasete ilgisi de birçok ülkeye göre olması gerekenin de üzerinde. Siyaset bu kadar yoğun yaşanırken diğer yandan siyasetin sorun çözme kapasitesi düşük. Bu çelişki ülkemizde siyasetin yapılma biçimi ve arka plan ilişkilerinde saklı. 2025'e girerken belli ki siyaset alanı da yeniden dizayn olacak gibi… Peki, toplum açısından değişen ne olacak? Bu soruları bana sorduran, Ercan Kesal'ın hem senaryo, hem yönetmen hem de oyuncu olarak damgasını vurduğu filmi Nasipse Adayız'ı yeniden izlemem oldu. 2025'te siyasette neler olacak bilemeyiz ama Kesal'ın filmi bize siyasetin yapılma biçimi ile ilgili önemli fikirler veriyor. Nasipse Adayız, Ercan Kesal'ın 2004 yılında Beyoğlu belediye başkan aday adaylığı sürecini anlattığı aynı adlı kitabından uyarlanan bir film. Film, Doktor Kemal Güner'in seçim çalışmasının bir gününe odaklanıyor. Beyaz perdeye yansıtılan bu bir gün, adayların seçime hazırlık sürecinde yaşadıklarını, çevresinde bulunan insanların tavırlarını, erkek egemen siyasette kadının yerini gözler önüne seriyor. Güne, Okmeydanı'nda sahibi olduğu hastanede başlayan Dr. Kemal Güner, seçim kampanyası çerçevesinde mahalleliden esnafa, dernek yöneticilerinden parti genel başkanlarına kadar farklı kesimlerden insanlarla bir araya geliyor. Mevki, makam ve sıfatlar değişse de sabit kalan tek şey siyasetteki "çıkar" ilişkileri oluyor. Seçim kampanyasında kendisine destek toplamaya çalışan Güner, umutla girdiği her kapıdan, sırtında sonu gelmez taleplerin yer aldığı bir yükle ayrılıyor. "Hallederiz abi" , "O iş kesin tamam" , "Senin işi çözse çözse bir o çözer" cümlelerinin havada uçuştuğu filmde, günün sonunda Kemal'e kalan bir tekstil atölyesinde dikiş makinelerinin gürültüsü eşliğinde içkisini yudumlamak oluyor.

ASANSÖR İLE YÜKSELMEK KOLAYDIR, BİNEBİLİRSEN…

Birkaç yıl önce ‘Abbas Kiyarüstemi ile Sinema Dersleri' kitabını okumuştum. İranlı yönetmen Kiyarüstemi, sinema atölyesinde öğrencileriyle film ve senaryo üzerine sohbet ederken şunları söylüyor; "asansörlerin film çekmek için iyi yerler olduğunu düşünmüşümdür hep. Asansörlerin içinde veya etrafında geçen hikâyelerde, müthiş bir drama ve şiirsellik ihtimali söz konusudur." Kiyarüstemi, bu cümlelerin ardından öğrencilerine ertesi gün derse geldiklerinde konusu asansörde geçen kısa film senaryoları getirmelerini ister. Ercan Kesal da sanki Kiyarüstemi'nin öğrencisi gibi, geçmişten günümüze siyasetin çetrefilli yönlerini, basit gibi görünen fakat derin anlamlar barındıran arka planını, filmin özünü en iyi şekilde seyirciye yansıttığı asansör sahnesi ile anlatıyor.

"BİR NUMARA" GELECEK…

Filmdeki siyasi arenada, Dr. Kemal'i yürekten destekleyenler kadar, seçildikleri takdirde siyaset sahnesinde kendisine koltuk kapmanın derdinde olanlar daha çok. Yüzüne karşı; ‘sen kazanamayacaksın da kim kazanacak' diye tabiri caizse pohpohlayanlar, iki adım öteye geçtikleri zaman, "kazanmasa da biz bu süreçte neler kapabilirsek kapalım" derdinde. Dr. Kemal ise siyasetteki kazanma – kazanmama durumunu "‘Bir adam seçilemeyeceğini bile bile her dönem niye aday olur ya?‘ diyerek siyaset çarkının döngüsünü veciz şekilde ifade ediyor. Bir numara, Kemal'in aday adayı olduğu partinin genel başkanıdır. Öyle ya, "aday adayı" olan Kemal'in "adaylığa" yükselmesi için bir numaranın gözüne girmesi gerekmektedir. Otelde etkinlikte bir araya gelip, adaylık sürecini konuşmak isteyen Kemal, kocaman bir insan duvarıyla karşılaşır. Nasıl ki çevresinde, işlerini hallettirmeye çalışan insanlar varsa, bir numaranın çevresinde de bu insanlardan fazlasıyla yer alır. Bu insanların her biri, avını yakalamaya çalışan aslanlar gibi, dişleri sivri, pençeleri her daim yırtıcıdır. Kemal de onlardan biri olmak ister. Hep birlikte asansöre doğru yönelirler. Amaç bellidir; bir numara ile birlikte yukarı çıkmak. İşte tam bu noktada, Ercan Kesal senaryodaki ustalığını konuşturup, sayfalarca anlatılabilecek olan siyasetin özünü tek bir sahneyle perdeye yansıtır. Bir numara ile yukarı çıkmak, siyaset basamaklarını daha güvenli şekilde adımlamaktır. Arkanda artık ‘Genel Başkan' vardır. Fakat bu yarışta onlarca insan olduğu için ne siyaset, ne de metafor olarak kullanılan asansör onca insan yükünü kaldıramaz. Yükselmek için bazı yüklerden kurtulmak gerekir. Asansörün de yukarı güvenli şekilde çıkması için bir kişi inmelidir. O kişi, siyasetin emekleyen bireyi, henüz deneyimli bir avcının gücüne erişememiş olan Kemal'dir. Bu sahnede Kesal ve Kiyarüstemi, asansör metaforunda sinemanın evrensel dilinde buluşmuş olurlar.

EMEĞİN ELLERİNDE YÜKSELEN SİYASİ KARİYER…

Nasipse Adayız filminde, dikkat çeken bir diğer unsur sınıf çatışmasıdır. Filmin sonunda Kemal Güner, kendini tanıdığı bir arkadaşının tekstil atölyesine atar. Bir yanda geç saatlere kadar kadın- erkek seçimler için bayrak yetiştirmeye çalışan, farklı uyruklardan insanlar, diğer yanda ise ‘Eski Bakan' olarak tanıtılan adam, Doktor Kemal ve atölye sahibi… Bir taraf alacağı üç kuruş para için canını dişine takıp aday için bayrak yetiştirmeye çalışırken, diğer taraf atölye içinde mangal yakıp, kuzu pirzolaları afiyetle yiyecek kadar rahattır. Düzenin bozukluğu, emeğin sömürülmesi, siyasetin ‘hallederiz abi'den öteye gitmediği gerçeğinin en net yansıtıldığı sahnelerden biridir bu.

KADINLAR SİYASETTE VİTRİN MANKENİ Mİ TEMSİLCİ Mİ?

Filmde öne çıkan kadın karakterler Kemal'in eski eşi Figen, seçim çalışmalarına yardımcı olan Arzu ve düğün salonundaki garson kız. Figen, güçlü ve hoş bir kadın. Kemal ile ayrıldıktan sonra arkadaş kalmış, ara ara görüşmeye devam etmişler. Tekrar bir araya gelip, mutlu bir çift görüntüsü vermelerinin nedeni ise "siyasettir". Öyle ya, bir erkek önce evini yönetebilmeli, adaylar, iyi aile profiliyle göz doldurmalıdır. Fakat Figen, sırf iyi bir aile görüntüsü vermek için aksesuar olarak eşinin yanında bulundurulan, seçim hengamesinde Kemal diğer konuklarla ilgilenirken masanın bir köşesinde unutulan bir kadın. Evet unutuluyor… Çünkü salona gelen insanlar birer oy potansiyeli iken, Figen mecburi hizmet gibi orada bulunmak zorundadır. Filmde yer alan bir diğer kadın ise Arzu… Seçim kampanyasını yürüten Arzu, yapılması gereken işleri etrafındakilere anlatırken sırf kadın olduğu için erkekler tarafından sözünün dinlenmemesinden muzdarip. Erkekler, bir kadından emir almayı sevmezler. Hele ki iş dünyasında kendisinden daha üst mevkide olan kadınlardan hiç hazzetmezler. Arzu ne kadar bağırırsa bağırsın bir erkeğin fısıltısı kadar etkili olamaz. Son olarak ele almamız gereken kişi melek dövmeli garson kız. ‘Melek dövmeli' diyoruz çünkü bu kızın ismini bilmiyoruz. Diğerlerine göre daha düşük bir statüde olan kızın ismini kimse öğrenmek zahmetine dahi girmiyor. Çünkü o, orada bulunan insanlara hizmet etmek zorunda olan bir çalışan. İsmini öğrenmek oraya gelen yüksek mertebedeki insanlara karşı yapılacak ‘yalancı samimiyet''ten çok da önemli değil. Nasipse Adayız, siyasete, topluma, ve insana dair çok şey anlatıyor. Anlatılan çok şeyi en iyi şekilde ifade eden DR. Kemal'in basit sorusu ile bitirelim yazımızı: "‘Bir adam seçilemeyeceğini bile bile her dönem niye aday olur ya?‘
Beğen, Paylaş ve Yorum Yap
Diğer sosyal mecralarda da paylaşmayı sakın unutma :)
...

Bu Yazının Yorumları

Son Eklenenler
Son Yorumlar

Emre Bağce- 4 saat önce

Teşekkür ederim Hasret Hanım, çok sağ olun. Yobazlık ve fanatiklik sahnesin...

Hasret AKSOY- 1 gün önce

Kast ettiğim boykot iki cenahı kışkırtıcı boykot de... Zor zamanlarda birlik olma vakt...

Hasret AKSOY- 1 gün önce

Kimsenin kutsalınan sövmeden ortak payda da insanla... Zor zamanlarda birlik olma vakt...
Daha Fazlasını Gör